Antik Çağlarda Kentlerin kalbi olan Tiyatrolar, günümüzde Evimizin kalbi olan Salonlarımızdan aslında çok da uzak değiller.

Feng Shui bize Hayatımızda önemli bir yere sahip olan her şeyin, mekânlarımızın da enerjisi iyi olan yönlerinde olmasının gerekliliğini anlatır ve bize bu alanları nasıl tespit edeceğimizin yöntemlerini sunar.

Çinliler için ister toplum ister kendileri olsun, önem teşkil eden her şey mutlaka enerjisi iyi bir alanda olmalıdır. Kendi bulunduğumuz coğrafyanın geçmişine baktığımızda, antik kentleri incelediğimizde ise onlarında buna çok önem verildiğini görüyoruz. Antik çağlarda bir kent planlamasında ilk önce tiyatrosunun nerede olacağını tespit ediliyordu.  Kentlerin önce planı yapılıp sonra inşaatına başlanıyordu. Tiyatronun alanı baştan seçilip planda yerini alıyordu. 

Çünkü Tiyatro demek; insanların buluştukları, sosyalleştikleri, her türlü toplantıyı gerçekleştirdikleri, yüzlerce, binlerce kişinin, eğlendiği, bilgilendiği bir açık havada eğitildiği okullardı.  Kısacası tiyatro kentin kalbiydi. Bu sebepten dolayı her kentte ilk tiyatronun nerede olacağı planlanır, başköşeye yerleştirilirdi. Günümüzde ile karşılaştırdığımızda, sosyal medya, gazete, televizyon, internet, okul bizim için ne demek ise o dönemlerde tiyatrolar o anlama geliyordu.

Tiyatrolar kent surunun dışında, gün ışığından daha çok yararlanmak ve sert kuzey rüzgârlarından korunmak için güney batıya bakan yamaçlarda inşa ediliyordu. Tiyatro yapım tekniğini sürecinde, Sesin en üst sıraya erişimi, Uygun eğimin keşfi, Yer seçiminin yanında uygun yön seçimi, drenaj gibi sorunların çözümü zamanla gelişti.

Evimizin kalbi salonlarımız

Peki, gelin bu bakış açısını yaşadığımız mekânlara yansıtalım. Kentler için tiyatrolar ne demek ise bizler içinde salonlarımız aynı anlamı taşıyor. Aile üyeleri, arkadaşlarımız ile bir araya geldiğimiz, sosyalleştiğimiz, birlikte bir şeyle seyrettiğimiz, gelişmelerden haberdar olduğumuz, bir köşesinde yeni bir şeyler öğrendiğimiz bu mekânlar Feng Shui açısından da çok değerlidir. Bizler için de evlerimizin kalbi salonlarımızda atmaktadır.

Sosyalleşip bir arada olmanın keyfine vardığımız

Salonlarımızı incelediğimizde büyüklüğüne göre; oturma grubu, yemek masası, tv alanı, şömine, akvaryum, kütüphane gibi, bazı evlerde ise mutfak alanları ile birleşerek yer aldığını görüyoruz.

Bütün bu eşyaları salonumuza nasıl hangi yönüne ne şekilde yerleştireceğimiz konusun da da Feng Shui’den referans alıyoruz.

Şimdi bana haklı olarak Feng Shui’ye ne gerek var ben kendi zevkime göre yerleştiriyorum diyebilirsiniz.

Ben de size eski zamanlarda mekânın incelenmesi ve mekâna uygun bir planlama yapılması neden önemliydi diye soruyorum?

Hepimizin yaşadığı mekanların m2 olarak kapladığı bir alan var. Feng Shui için önemli olan şu anda hayatınızda aktif ne yaşıyorsunuz? Mekanınızın % kaçını aktif kullanıyorsunuz?

Siz evinizin m2 üzerinden, evi kullandığınız alanı karşılaştırdığımızda, her odasında keyifle vakit geçirip kullanıyorsanız, hayatınızda istediklerinizi yaşıyor iseniz evet Feng Shui’ye ihtiyacınız yok demektir. Ama 120m2 lik evin 20m2 ya da 50m2 sinde yaşıyorsanız evet o zaman Feng Shui’ye ihtiyacınız var demektir.

Her evin yapıldığı tarih ve baktığı pusula yönüne göre bir enerji haritası vardır. Biz bu enerjiler ile örtüşen uygulamalar yaptığımızda odamızı ve evimizi çok keyifli kullanıyoruz, vakit geçirmek çok hoşumuza gidiyor. Ama zıt bir şeyler yapmışsak ta, o odalarda vakit geçirmek mecbur kalmadıkça, kullanmak istemiyoruz, o odalarda bir türlü uyuyamıyoruz, çalıştığımızda bir türlü kendimizi verip konsantre olamıyoruz ve bir şekilde koça evin bazı köşelerini kullanarak günü tamamlıyoruz.

Evlerimizin kalbi salonlarımızdır dedik. Salonlarımızda oturma alanlarımız, televizyon gibi aktif objeleri kullandığımız yönler, yemek masalarımızın olduğu alanlar çok önemlidir.

Biz bu sene oluşturduğumuz yeni etkinliğimizde sizlerden evinizin yapıldığı tarihi ve evinizin pusla yönünü istiyoruz. Size, sizin evinizin yönlerinin anlamlarını gönderiyoruz.

Sizlerde bu yönlerin anlamlarına göre uygulamalar yapıyorsunuz.

Bana hep bulmaca çözmek gibi gelir mekânlar, inanılmaz eğlenceli.

Feng Shui bize mekânın yönlerinin anlamlarını söylerken, danışanlarımın o anlamları bilmeden nasıl tasarladıkları ve hayatında o anlamda neler yaşadıkları ile  %100 örtüşmesi ise beni her seferinde çok etkiler.

O yüzden sloganım İnsandan Mekâna, Mekândan İnsanadır.

Geçişim Bilgeliği Günümüzün Çağını hala aydınlatmaya devam ediyor.

Boşuna dememişler; geçmişini bilmeyen geleceğe ışık tutamaz diye.

Sevgilerimle,

Ebru Atalay. PCC

tr_TRTurkish